Süt Çocuğunun Beslenmesi

  • 4.274 kez görüntülendi.

Süt  Çocuğunun  Beslenmesi

İnsanoğlu birçok ihtiyaçlardan mahrum yaşamanın yollarını bulabilmiş olmasına rağmen, besinin yerini tutabilecek özel bir yöntem ve formül bulunamamıştır. İnsan öyle bir makinedir ki, bu makinenin işlemesi için çok çeşitli, hayatın her dönemine göre dengeli gıda maddeleri gerekir. Bu makinanın gerektiğinde kendi kendini bile onarma yeteneği vardır. Bu kurallar, her canlı türünün hayatı için geçerlidir.

İnsan türünün kendine göre ayrı özellikleri vardır. Beslenme, çocuktan çocuğa geniş sınırlar içinde değiştiğinden, tek bir kural ortaya atmak mümkün değildir.

Bilhassa ilk yaşlarda beslenme, yetişkinlere göre daha da karmaşıktır. Aslında bu hususta öğrenilecek çok şeyler vardır.

İnsan beslenmesi, rahim içi hayatında başlar. Hayatın bitimine kadar aralıksız devam eder. Çocuklar, belirli zaman birimlerinde, belirli organsal gelişmeler gösterdiğinden, ek besinlere uygun zamanlarda geçme zorunluluğu vardır.

Bebeklik yaşlarında işlenen beslenme hataları, çocukların hayatını çok etkiler. Beslenmek ve doymak aynı şeyler değildir.

Fazla beslenmek, az beslenmek kadar önemlidir ve sakıncalıdır.

Genellikle yüksek sos-yo-ekonomik şartlarda yetiştirilen çocuklarda gereğinden fazla kilo alan yavrular, kiloyu, büyüdükçe atamamakta çok kere kalıcı şişmanlıklara sebep olmaktadır. Yaş ilerledikçe de fazla kilolar atılamamaktadır. Bu nedenle enerji ihtiyaçlarının giderilmesinde tedbirli davranılması gereklidir.

Süt çocukluğu döneminde besinsel yetersizlikler, kalıcı bedensel ve zihinsel bozukluklara sebep olmaktadır. İleriki dönemlerde uygun beslenmeye başlayan çocuklar, geçen zamanı telâfi edemezler. Ömür boyu, bebeklik yaşlarındaki beslenme hatalarının sebep olduğu sıkıntılar devam eder gider.

Fazla beslenen şişman çocuklar da tam sağlıklı sayılamazlar. Yaşam boyu fazla kalori ve yağ almaktan sakınmak, akla en yakın beslenme kuralıdır.

Beslenme, bugün önemli bilim dallarından biri hâline gelmiştir. Sağlıklı bir vücut ve ruh yapısı için, uygun ve dengeli beslenmenin yanında, kalıtım ve çevre şartlarının da önemli rolü olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca ekonomik şartların yanında, bir bilgi birikiminin de gerekli olduğu unutulmamalıdır.

Memleketimizde beslenme, bilimsellikten ziyade gelenekselliğini sürdürmektedir. Ekonomik ve eğitim güçlükleri bu sorunumuzu güçleştirmektedir. Bu durumun genel sağlık politikamız içinde, devletimizce değerlendirilmesi, değişmez politika olmalıdır.

Beslenmede Çocuk İçin Önemli 4 Esas Amaç Vardır:

1-   Günlük fonksiyonel faaliyetlerin devamı için enerji temini.

2- Yıpranan ve eskiyen hücrelerin onarımı ve yerine konması.

3- Vücut ısısının temini.

4- Büyüme ve gelişme için bütün ihtiyaç maddelerinin karşılanması.

delerin insan vücudunda meydana getirdiği birçok kimyasal olaylarla oluşur. Besinlerin enerji değeri kaloriyle ifade edilmektedir. Bu, termoşimik bir birimdir. Bir gram damıtık suyun ısısını, normal atmosfer basıncında 14,5 dereceden 15,5 dereceye yükseltmek için gerekli ısı miktarı 1 kaloridir. Besinlerin vücutta yanmasıyla ve yakı maddelerine dönüşürken açığa çıkan enerji değerleri şöyledir:

1 gram protein 4 kalori 1 gram yağ 9 kalori

1 gram karbonhidrat (şekerler ve unlular) 4 kalori verir. ‘

Bu Enerjiler Nerelerde Kullanılır:

1- Bazal Metabolizma: İstirahat ya da uyku halindeyken, vücuttaki bütün hayatî faaliyetler devam eder. Beyin ve sinir sistemi çalışır, kalp, mide, bağırsak, böbrek hep vazife başındadır. İşte bunları çalıştıran enerjiye, “bazal metabolizma” denir. Bazal metabolizma ihtiyacı çocuklarda büyüklerden daha fazladır. Kilogram basma 75 kalori kadardır. Yetişkinlerde bu değer, kilogram başına 25-30 kaloridir.

ENERJİ İHTİYACI

Yetişkin insanlar, çok çeşitli yiyeceklerden gerekli besin ihtiyaçlarını karşılamasına rağmen, bebeklerin besin ihtiyaçları genellikle bir yaşma kadar süte dayalıdır. Altı aylıktan itibaren, diğer besinleri alabilmelerine rağmen, yine de çeşitleri sınırlı kalmaktadır.

Yaşamak için bütün kimyasal ve fiziksel olaylarda enerjiye ihtiyaç vardır. Bu enerji, gıda olarak protein, yağ, karbonhidrat gibi mad maddelerini oluştururlar. Belirli bir oranda, yağ ve karbonhidratlarla vücuda girmeleri

gereklidir. Süt, et, balık ve yumurta gibi hayvansal, biraz da bitkisel gıdalarla alınmaktadır. Mide asiti tarafından eritilerek pepsin ve diğer özsular vasıtasıyla emilecek hâle getirilen proteinler, bağırsaktaki emici hücreler aracılığı ile dolaşıma girer, dokularda tutulur. Bir kısmı da karaciğerde üreye çevrilerek idrarla atılır.

2- Vücut Aktivitesi: Her çocukta adale faaliyetleri ve vücut aktiviteleri aynı değildir. Uyanık bir çocuğun şiddetli ağlaması, geçici olarak enerji sarfiyatını yükseltir. Her çocukta ve değişik günlerde bu sarfiyat farklılıklar gösterir. Genellikle kilogram başına 10 kaloriyle 70-80 kalori arasında değişir.

3- Büyüme:

Büyüme için harcanan enerji, büyüme durunca-ya kadar devam eder. Hayatın ilk aylarında kilogram başına günde 15-20 kalori kadardır. İlk yaşın sonunda kilogram başına 5 kaloriye iner.

4- Dışkı: Alman gıdaların % 10 kadarı idrar ve kaka ile kaybedilmektedir. Bebeklerde bu kayıp kilogram başına 8-11 kalori kadardır. Sindirim bozukluğu ve ishal durumlarında bu kayıp daha da artar.

5- Sindirim: Alman besinlerin sindirim, emilme ve vücut maddelerine dönüşme sırasında enerji sarfiyatı olur.

Enerji ihtiyacı, hayatın ilk altı ayında yüksektir. Ortalama kilogram başına 117 kaloridir. Altıncı aydan 12’nci aya kadar 108 kaloridir. Bir yılın ortalaması ise, kilogram başına 100-120 kalori kabul edilir. Bundan sonraki yıllarda her üç senede bir, kilogram başına 10 kalori düşük hesap edilir. Püberte çağında biraz artma gösterir.

TEMEL BESİNLER

Alman besinler, sindirim kanalından emilerek, vücutta gerekli yerlerde kullanılır. İnsanların ihtiyaç duydukları temel besinler 5 gruba ayrılır:

1- Proteinler,

2- Karbonhidratlar (şekerliler ve nişastalar),

3- Yağlar,

4- Madensel Tuzlar, ‘ 5- Vitaminler.

1. Proteinler: Canlı organizmada -idrar ve safra hariç- proteinlerin olmadığı doku yoktur. Proteinler, yetişkin bir insanın % 20’ sini oluşturur. Aynı zamanda yaşam için gerekli bütün olaylarda yer alır.

Proteinlerin önemi: Proteinlerin insan vücuduna mutlaka protein olarak girmeleri gerekir. Organizmada herhangi bir maddeden yapılmazlar. Yağlar ve karbonhidratlar gerektiği zaman birbirlerine dönüşebilmektedir. Yağlar ve karbonhidratlar vücutta depo edilebilirler ama proteinler için bu olanak çok kısıtlıdır. Ancak karaciğer, kalp, iskelet adalesinde az da olsa protein deposu vardır.

Mutlak besin yokluğunda, bünye proteinlerini kullanarak, hayatî önemi olan özel maddelerin (hormon ve enzim) yapımını sağlar. Enerji açığının karşılanmasında proteinler görev alır.

Proteinler çok büyük miktarda alınmamalıdırlar. Çünkü büyümenin azalmasına ve ateş yükselmelerine sebep olabilir.

Anne sütü proteinin sindirilme oranı % 95, hayvan ürünlerindeki proteinlerden faydalanma oranı ise % 80-95 arasıdır. Tahıl, kuru bakliyat ve sebze ve meyvalardaki proteinlerden faydalanma oranı ise, yani bağırsaklardan sindirilerek emilme oranı % 45-65 arasıdır. Günlük protein ihtiyacının bir kısmı hayvansal olmalıdır.

Memleketimizde yetersiz beslenme sorunlarının başında protein yetersizliği gelmektedir. Türkiye’nin hayvan potansiyeli büyük olmasına rağmen fiyatların yüksekliği nedeniyle istenilen ölçüde et tüketilememektedir. Geniş halk kitleleri daha ucuz olan, unlu ve  şekerli gıdalara yönelmektedir. Bazı geleneksel yanlış inançlar sonucu süt çocuğuna et, süt, yumurta yedirilmemektedir. Buna paralel olarak gelişmeleri ve dirençleri azalan süt çocukları, daha 1 yaşma gelmeden hayata veda etmektedirler.

2. Karbonhidratlar (Şekerli ve Nişastalılar):

Alman besinlerin büyük bir kısmını oluştururlar. Buna paralel olarak organizmanın ihtiyacı olan kalorinin de büyük bir bölümünü yine karbonhidratlar karşılar. Ancak vücut ağırlığının % l/i kadardırlar. Karaciğer ve kaslarda depolanırlar. Canlı hücrede yağ ve proteine bağlı olarak bulunurlar.

Karbonhidratların başlıca işi, ısı oluşumu ve kas faaliyetlerinin enerji ihtiyacını karşılamaktır. 1 gram karbonhidrat 4 kalori verir. Ayrıca proteini korumak ve yağ kullanımını azaltıcı etkisi vardır. Vücutta sarf edilmeyen karbonhidratlar yağa dönüşerek depolanır. Genellikle süt çocuklarında karbonhidratlar, alman besinlerin % 4O’ı kadar ol malıdır. Fazla alman karbonhidratlar, beslenme bozukluklarına, ishallere ve diş çürüklerine sebep olabilirler. Karbonhidratların hazmı ağızda başlar. Nişasta, tükürükteki enzimlerin etkisine girer. Sonra pankreas ve bağırsak öz sularının yardımıyla emilme tamamlanır.

3. Yağlar: Yağlar vücuda ya besinlerle girer, ya da karbonhidratlar ve proteinlerden yapılabilirler. Vücudun enerji kaynağı olan yağlar, dokuların yapımını ve yağda eriyen vitaminlerin

ADEK) emilmesini, organizmaya girmesini sağlar.

Bazı hormonların bile terkibine girerler. İki gruba ayrılırlar:

1- Basit yağlar, 2- Karışık yağlar.

Basit yağlar, doymuş yağlar (hayvansal yağlar) ve doymamış yağlar (bitkisel yağlar) diye ikiye ayrılır.

Karışık yağlar ise vücuttaki muhtelif maddelerle birleşik olan yağlardır. Doku yapışma girerler. 1 gram yağdan 9 kalori elde edilir. Protein ve karbonhidratların iki misli kadar enerji verirler. Midede küçük parçacıklar hâline geçen yağlar, 12 parmak barsağında safra tuzları, pankreas ve bağırsak enzimleri (öz suları) vasıtasayla emilirler.

4. Madensel Tuzlar (Mineraller): Vücudun gelişmesi, büyümesinin sağlanması aynı zamanda hayatiyetini sürdürmesi için madensel tuzlar, gerektiği kadar besinlerle alınmalıdır. Yeni doğan bir bebek % 3, erişkin insan  4,35 madensel tuzlardan oluşur. Kazanılan her 1 gram proteinle 0,3 gram madensel tuz depo edilir. Vücut yapısını oluşturan bütün organların gelişmesinde madensel tuzların rolleri vardır.

Kemiklerin ve dişlerin gelişmesinde kalsiyum ve fosfor, dişlerin korunmasında fluor, kandaki oksijen taşıyıcı- alyuvarların yapısındaki demir ve bakır, troid bezi çalışmasını sağlayan iyot, mutlaka gerekli madenlerdir.

Kalsiyum ve fosfor, süt ve peynirde bol miktarda bulunur. Meyve, sebze, et, ekmek ve süt madensel tuz bakımından zengindir. Denizden uzak yerlerdeki sebze ve sularda iyot bulunmaz. İyot, suya ve sofra tuzuna katılırsa, troid bezinin yetmezliği olan guvatr hastalığı da önlenmiş olur.

5. Vitaminler: İnsan motorunun iyi işlemesi için ihtiyaç duyulan maddelerdir. Bir makinanın çalışması için lâzım olan bir miktar madeni yağ gibi, ana besinlere vitaminleri de eklemek lâzımdır. Vitaminlerin dışardan gıdalarla alınması gereklidir. Yalnız D vitamini güneş ışınları tesiriyle de vücutta bir miktar yapılabilir.

Vitaminler suda ve yağda eriyen gruplar hâlinde ikiye ayrılır. Vitaminler konusu daha önce geçtiği için bunlar hakkında geniş bilgiye yer vermeyeceğiz, yeri geldikçe bazı tamamlayıcı bilgileri vermeye çalışacağız.

Yağda eriyen vitaminler ADEK vitaminleri, et, yağ, yumurta, karaciğer, süt, peynir ve bazı sebze ve meyvalarda bulunur.

Suda eriyen C ve B grubu vitaminleri ise, genellikle bitkisel besinlerde, sebze, meyve ve hububat türlerinde bulunurlar. Her gün belli miktarda alınmaları gereklidir. Besinlerle alınmaları az olunca ve bazı hâllerde ihtiyaç artınca, “vitamin yetersizliği” ortaya çıkar.

SU

Su, insana ne enerji verir ne de vitamin. Ancak içinde az da olsa madensel tuzlar  vardır. Hayat için en önemli elemanlardan birisidir. Hayatın devamı için meydana gelen bütün olaylar, su ortamında oluşur. Ayrıca vücut ısısının sabit tutulması ve düzenlenmesi için şarttır. Hayatî faaliyet sonucu oluşan zehirli maddelerin vücuttan atılması, sulu ortamda olur.

Çocuk ne kadar küçükse, su ihtiyacı o kadar çoktur. Çocuklarda en çabuk bozulan ve hayatî tehlikeye sokan su sistemidir. Süt çocuğunun total bileşiminin % 70’i sudur. Süt çocuklarının her beslemede  bilhassa sıcak günlerde- su ihtiyacı giderilmelidir. Günlük su tüketimi sağlam bebekte, kilosunun % 10-15’i kadardır. Erişkin insanda bu miktar % 2-4 kadardır. Çocukların doğal besinleri sudan zengindir. Sebze ve meyvalarda bu oran % 90’a kadar çıkar. Hastalık, giyim şekli ve iklim, su ihtiyacını etkiler. Susama duygusu, büyük çocuklarda su ihtiyacını gidermede, önemli bir mekanizmadır.

Selüloz: Sebze, meyva ve tahıl lifleri sindirilmez ve bir besin değeri de yoktur. Sindirim kanalına girdiği gibi kakayla dışarı atılır. Fakat normal hayat için önemi büyüktür, çünkü bağırsakların çalışmasını sağlar. Bundan dolayı sadece sütle, unla, yumurtayla beslenilmez.

BAZI BESİN KAYNAKLARI

SEBZELER

Memleketimizde süt çocuğu beslenmesinde sebzelere fazla önem verilmemektedir. Kırsal kesimlerimizde ise, bu durum daha da belirgindir. Günlük enerji ve protein ihtiyaçlarına katkıları vardır ama azdır. Önemleri, içlerindeki vitamin ve minerallerdendir.

Her sebzede -kendine göre- ayrı ayrı vitamin ve mineral bulunduğundan çok çeşitli sebze tüketiminde fayda vardır. Tüketilen sebzeler bitkilerin belirli kısımlarıdır.

1- Yumrular: Patates ve yer elması.

2- Soğanlar: Sarımsak, pırasa ve soğan.

3- Meyvalar: Kabak, patlıcan, domates, hıyar ve biber.

4- Kökler: Pancar, şalgam, kereviz ve havuç.

5- Yapraklar: Ispanak, lahana, marul, pazı, semizotu ve maydanoz.

6-  Çiçekler: Karnıbahar, enginar ve bamya.

7- Meyva ve tohum: Taze fasulye, taze bezelye ve taze bakla.

Süt çocukluğu beslemelerinde her sebze kullanılmaz. Bunlara örnek: Yer elması, hıyar, sarımsak, bamya ve şalgamdır.

Sebzeleri Pişirirken Nelere Dikkat Etmelidir:

1- Bol suyla iyice yıkamalıdır.

2- Pişirmeden ve yedirmeden önce doğranmalıdır.

3- Kısa sürede pişirilmelidir.

4- Pişirildikten sonra hemen kullanılmalıdır.

Sebze çorbasına ilk üç ay bitiminde başlanır. Her mevsim bulunan sebzelere göre hazırlanır. Memleketimizde geniş çapta seracılık yapılmaya başlandığından her türlü sebze, her mevsim bulunabilir hâle gelmiştir.

Sebze Çorbası: Ispanak üç yaprak, taze fasulye 2 adet, havuç ve patates birer orta boy, pirinç 1 tatlı kaşığı, dana eti 75 gram, 5 bardak su (1 kilo) 45-50 dakika kaynatılır, buharlaşan su ilâve edilir, indirilmeden önce 1 tatlı kaşığı irmik, 1 kahve kaşığı bitkisel yağ ilâve edilir. 5 dakika daha kaynattıktan sonra, tel süzgeçten geçirilerek günde 1 defa olmak üzere 24 saat içinde kullanılır.

Kakası cıvık olan çocuklarda yeşil malzemeler azaltılıp, havuç, patates, pirinç çoğaltılır ve yağ konmaz. Peklik çeken çocuklarda ise, yeşil malzeme miktarı artırılır ve tereyağ kullanılır. Dördüncü ve beşinci aya doğru sebze çorbası malzemesi biraz artırılır. 3 dal maydanoz, yarım kabak, 1-2 marul yaprağı ve az miktarda 2 defa çekilmiş kıyma ilâve edilir. Bazı çocuklar başlangıçta sebze çorbasını almayabilir. Bunları azar azar alıştırmak lâzımdır. Az şeker ilâve edilir. Sebze çorbası malzemesi içindeki bazı maddeleri sevmeyebilirler, icabında birkaçı değiştirilebilir. Gerekirse belender’da çekilebilir.

4-5 aylıktan sonra evde pişen yemeklerin suları, biberli, baharlı ve çok yağlı olmamak kaydıyla çocuğa tattırılır. Çocuk bunu sever ve hazım güçlüğü çekmezse ev yemeklerinin içindeki malzemeler ezilerek, hatta içine patates ve ekmek konularak günde 1 kere bebek doyurulabilir.

MEYVELER

Meyveler, madensel tuzlar ve vitamin bakımından çok zengin gıdalardır. Genellikle % 70-90 kadarı sudur. % 5-25 kadarı da karbonhidrat içerirler. Verdikleri kalori miktarı bu orana göre değişir.

Meyveler çiğ veya komposto şeklinde tüketilir. Çiğ meyveler önce yıkanır, gerekirse soyulur. Süt çocukluğu döneminde, suyu veya püresi bebeğe yedirilir. Süt çocuklarına en önce başlanan gıdalardandır. Suni beslenen bir bebeğe üçüncü aydan itibaren de meyve suları ve püreler 150 gr. kadar yedirilir. Hazırlanan meyve suları ve püreler, taze olarak bebeğe verilmelidir. Dördüncü ve beşinci aylardan sonra da komposto ve reçel şekilleri kullanılır.

Narenciye: Memleketimizde bol bulunan portakal, mandalina, greyfurt ve limon bol C ve B grubu vitaminleri, % 8,5 karbonhidrat % 85 su ihtiva eder.

Elma: Türkiye’nin her yerinde bol ve ucuz bulunan meyvelerin başında gelir. Çocuklara ilk verilen meyvedir. Su miktarı % 50-80, karbonhidrat % 20-25 kadardır. Ayrıca C, A ve B grubu vitaminleri vardır, içindeki pektin, ishallere iyi bir diyet oluşturur. Ayrıca elmada bulunan selüloz, kabızlığı da engeller. Elmada bulunan elma asidi, hazmı kolaylaştırıcı etkiye sahiptir.

Muz: Memleketimizin güney batı bölgelerinde yetiştirilen muz, çocukların sevdikleri pahalı bir meyvedir. Şeker, vitamin, protein yönünden zengindir, içinde % 50-60 su, % 5 protein ve % 2 karbonhidrat bulunur. A, C vitamini çok, B grubu vitamini azdır. Madensel tuzlardan sodyum, potasyum, kalsiyum ve magnezyum vardır. Diğer meyveler ve süt içine karıştırılarak, dört aylıktan sonra, iyice olgunlaşmış muz, bebeklere 50 gram kadar verilebilir. Elma gibi ishalde de kullanılır.

Üzüm: Ülkemizde her yerde yetiştirilir. Bol ve ucuzdur. %77 su, % 9,6 protein grubu,% 15 karbonhidrat, ayrıca C, A ve B grubu vitaminleri bulunur. 6 aylıktan sora bilhassa kabız çocuklara suyu verilir.

ETLER

Et, en önemli protein kaynağıdır. Sebze çorbası ve sebze pürelerine katılır. Önce 4 aylıkken yağsız parça dana eti çorbaya atılır. Sonraki aylarda iki kez çekilmiş kıyma şeklinde, sebze pürelerine katılır. Yedinci aya doğru dolma içi şeklinde, sekizinci aydan sonra da cızbız köfte olarak sebze püreleri üstüne 30-40 gram kadar çocuğa yedirilir.

Balık: Balık, hayvani proteinlerin en önemlilerindendir. Altıncı aydan sonra haşlama ve ızgarası 30-40 gram kadar, sebze pürelerinin üstüne verilebilir. Ancak çok taze olması gereklidir.

Dil balığı, istavrit, çupura ve mezgit gibi az yağlı balıklar tercih edilmelidir. Çocukta alerji ve hazım bozuklukları yapıyorsa verilmez. Balık vermek şart değildir. Başka hayvani proteinler de verilir.

Yumurta: Uygun şartlarda bir yavru oluşturan yumurta, pek mükemmel bir beji sindir. Çok taze olmalıdır. Daha ziyade doğal yollarla beslenen tavuk yumurtası tercih edilmelidir. Yumurta, çocuğa birden bire verilmez. Alerjen bir yapıya sahip olduğu ve kolayca dispepsi yapabileceğinden, azar azar üç aylıktan sora başlanabilir ama genellikle 4-5 aydan sonra hergün verilmelidir. Yumurta 7 gün dörtte biri, 7 gün yarısı, 15 günden sonra iyice pişirilmiş yumurtanın sarısı, unlu ve sebzeli gıdalara karıştırılarak verilmesi gereklidir. Protein deposu olan yumurta akı ise, birinci yaşa doğru verilmelidir.

Karaciğer: Çocuk besinlerinin en önemlilerin-dendir. Vitamin, mineral ve protein deposudur. Taze dana, koyun ciğeri kullanılır. Ciğer çabuk bozulur. Dikkatli olunması gerekir. Karaciğer kaynamakta olan suda iki dakika haşlanır veya ızgarası yapılarak sertleştirildikten sonra rendelenir. Veya makineden geçirilerek bir kibrit kutusu büyüklüğünde, dört ve beşinci aylarda haftada iki defa, altıncı aydan sonra da her gün et yerine verilebilir.

Beyin: Çocuk beyninin gelişmesi için lâzım olan bütün maddeler beyinde vardır. Altıncı aydan sonra haftada iki, üç defa verilirse de, sekizinci aydan sonra rahatlıkla kullanılır. Önce azdan başlanır, bir kibrit kutusu büyüklüğüne kadar çıkılabilir. Sebze pürelerine karıştırılarak verilmesi daha uygundur.

Peynir: Peynirler madensel tuzlar bakımından çok zengindir. Özellikle kalsiyum ve fosfor deposu sayılır. Dördüncü aydan sonra beyaz peynir şeklinde sabah kahvaltısında, süt, bisküvi ve vişne reçeli karışımı şeklinde verilebilir. Yağ bakımından daha zengin gravyer peyniri ise, altıncı aydan sonra rendelenerek bir iki kahve kaşığı kadar, sebze pürelerine veya kahvaltıya karıştırılarak yedirilir. Tulum ve kaşar peynirleri ise bir veya bir buçuk yaşlarında verilir.

TAHILLAR

Tahıllar, madensel tuz, karbonhidrat, protein, B ve E vitamini bakımından zengindir. Memleketimizde geleneksel beslenmenin temel unsuru sayılır. Lüzumundan çok verilirse, telâfisi zor beslenme bozukluklarına sebep olur. Yaşamın ilk aylarında verildiğinde hazım ve bağırsak bozukluklarına sebep olur. Ancak 4 aylık bebeğe zorunlu şartlarda bir öğün bir tatlı kaşığı kadar yarı yarıya sulandırılmış inek sütü ile muhallebi yapılarak verilir.

Suni beslenen çocuklarda ise, 6 ayı dolduran bebeklere günde bir-iki öğün, sulandırılmamış sütle yapılmış muhallebi yedirilir. Daha ileri aylarda yulaf, mısır, buğday, pirinç unları, az yağda rengi değişene kadar kavrularak muhallebi veya un çorbası şeklinde kullanılır. Unun kavrulması 1- Alımını kolaylaştırır, 2- Muhallebinin kalori değerini yükseltir, 3-Unun muhafazasını sağlar. Ayrıca 4’üncü aydan itibaren bisküvi, 1 yaşından sonra sebze çorbalarıyla ekmek, iki yaşından sonra da pasta şeklinde . tahıl unları pişirilerek çocuklara verilir.

Soya: Soya fasulyesi, baklagiller ailesin-dendir. Et kadar besleyici olduğu iddia edilmektedir. Memleketimizde de yetiştirilmeye başlanmıştır. Besinsel değeri yüksektir. Protein ve yağ deposudur. Etlere yakın proteini vardır. Soya proteininin çocuk beslenmesindeki yeri büyüktür ve çok yararlıdır. Unlara karıştırılarak ekmeğin protein ve enerji değeri yükseltilir. Günlük protein ihtiyacının karşılanmasında destek olur. Ekmeğe önem verilen yurdumuzda bu çok önemlidir. Çocuk beslenmesinde soya ununun yanında, soya sütü de kullanılır.

Soya Sütü: Soya fasulyesine sekiz kat su katılıp 24 saat şişmesi için bekletilir. Sonra değirmende öğütülerek filtre edilir. 20 dakika pişirilir. Homojen beyaz fasulye kokusuna benzer bir sıvı elde edilir, içinde % 4,4 protein, % 18 yağ, % 1,5 karbonhidrat bulunur. Şeker ve vanilya eklenilerek kokusu giderilir. Yüz derecede inek sütü gibi kabararak kaynar. Üç aylıktan önce verilecekse 1 /2 veya 1/3 sulandırılır. İnek sütünden üstün değildir. Soya sütüyle yoğurt bile yapılır. Yağının yüksek oluşu dikkate alınmalıdır. Bazı önemli hâllerde çocuk hekimi tarafından verilmesi gereklidir.

Soya Unu: Dört aylıktan büyük çocuklara verilmesi uygundur. Memleketimizde bazı soyalı mama mamulleri vardır. Bulamayanlar için tarifini verebiliriz.

SOYA UNU

Soya maması terkibi: Soya unu 4 gram, Pirinç unu 10 gram, Süt tozu 4 gram, Şeker 5 gram, Malt hülâsası 2,5 gram. Su 80 gram, Tadını ve alımını kolaylaştırıcı ilâve maddeler.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
Kadın sitemap Kadın Kadın Yandex.Metrica